Dil ve konuşma bozuklukları birbirine sıkça karıştırılan bozukluklardandır. Dil bozuklukları dili anlamada ve ifade etmede yaşanılan güçlüklerken, konuşma bozuklukları ise düşünceleri ifade etmek için bir araç olarak kullanılan konuşmanın anlaşılırlığının etkilenmesinden doğan bozukluklardır.
Apraksi bir motor konuşma bozukluğudur. Apraksisi olan bireyler dili anlamada yani daha basit haliyle sizin ne dediğinizi anlamada problem yaşamazlar ya da kendilerini ifade etmek için kullanacakları kelimelerin seçiminde de sorun yaşamazlar.
Apraksili bireylerin yaşadıkları problemler konuşma bağlamını uygun olarak seçtikleri sözcülerin konuşma üretimi sırasında yapılan artikülasyon hataları sonucunda anlaşılırlığı düşük olarak üretilmesidir.
Konuşma anlaşılırlığının düşük olması başka bireyler tarafından konuşmanın anlaşılmasında zorluk yaratmaktadır.
Apraksili bireylerin geri bildirim mekanizmalarının eşlik eden afazi gibi bir dil bozukluğu olmadıkça etkilenmemiş olduğunu söylebiliriz. Bu nedenle yaptıkları artikülasyon hatalarını farkına varmakta ve kendilerini tekrar tekrar düzeltme davranışı gösterebilmektedirler.
Özellikle edinilmiş konuşma apraksisini deneyimleyen yetişkinler için bu durum olumsuz bazı psikolojik problemlere de yol açabilir.
Apraksi Nedir?
Apraksi, bireyde herhangi bir koordinasyon sorunu, anlama güçlüğü, kas tonusunda anormal değişiklikler, biliş problemleri veya kas güçsüzlüğü olmaksızın hareketlerin motor planlaması ve oluşması sürecinde yaşanan güçlükle karakterize olan bir motor planlama bozukluğudur.
Apraksinin nörolojik hasara bağlı olarak etkilenme düzeyi ve çeşidinde farklılıklar gözlemlenmektedir.
Apraksi çeşitleri;
- İdeomotor Apraksi
- Adeasyonel Apraksi
- Limb – Kinetik Apraksi
- Oral Apraksi – Bukkofasiyal Apraksidir.
Bu apraksi çeşitlerinin yanında konuşmanın prozodisini, entonasyonunu, akıcılığını, hızını ve bunlara bağlı olarak anlaşılırlığını etkileyen bir diğer türü ise Konuşma Apraksisidir.
Konuşma apraksisi afazi gibi bir dil bozukluğu olmamakla birlikte dizartri gibi bir konuşma bozukluğudur.

Apraksisi olan bireyin alıcı dili ifadece edici diline göre iyi olduğundan başka bireylerin gönderdiği iletişim sinyallerini alabilir ama kendini ifade etme konusunda güçlük yaşadığı gözlemlenebilir.
Bu güçlüklerin dil ve konuşma terapistlerinin yürüttüğü yoğunlaştırılmış bir terapiyle aşılması mümkün olmaktadır.
Apraksi Çeşitleri Nelerdir?
Konuşmayla birebir ilişkili olan apraksi türleri; konuşma apraksisi ve oral periferal yapılarla ilişkili olan oral-bukkofasiyal apraksidir.
Konuşmanın üretiminde, konuşma konseptine uygun olarak seçtiğimiz ve istediğimiz herhangi bir sözcüğü söylemek için önce beynimizde uygun olan sözcük seçilir daha sonra bu kelimenin oluştuğu sesler doğru bir şekilde sıralanır ve konuşmanın üretimi için yardımcı olacak dil, diş, dudak ve damağımızın doğru zamanda birbirleriyle temasını sağlamak için bir hareket planına dönüştürülür. Bu şekilde kodlanmış bilgiler kaslara iletilir. Böylelikle konuşmanın üretimi sağlanmış olur.
Konuşma Apraksisi
Konuşma apraksisi yaşayan bireyler üretmeyi istedikleri sözcüğü seçmekte sorun yaşamazken bu sözcüğün seslerinin doğru sıraya dizilmesi ve planlanması sürecinde zorluk yaşamaktadırlar.
Konuşma apraksisi, edinilmiş ve çocukluk çağı konuşma apraksisi olmak üzere iki alt başlıkta incelenebilir.
- Gelişimsel konuşma apraksisine daha çok çocukluk döneminde rastlanır ve çocukluk çağı konuşma apraksisi olarak da adlandırılır.
Çocukluk Çağı Konuşma Apraksisi (ÇÇKA)
Toplumda her 1000 çocuktan 1ile 10 çocukta gözlemlenmektedir. Çocukluk çağı konuşma apraksisi nörojenik dayanağı olan bir konuşma bozukluğudur bunun yanında genetik ve cinsiyetin de risk faktörü oluşturabileceği bilinmektedir. ÇÇKA kız çocuklarına oranla erkek çocuklarında daha sık rastlanmaktadır.
Nörojenik etkilenmenin nedeni travmatik beyin hasarı, beyin kanaması gibi fiziksel bir etkene dayanabilirken bazı çocuklarda ise nörojenik etkilenmenin nedeni tam olarak bilinmemektedir. ÇÇKA’sı olan çocukların alıcı dil (anlama) becerileri ifade edici dil becerilerine göre daha iyi seviyededir.
Konuşmanın anlaşılırlığı ise bireyden bireye farklılık gösterebilmektedir. Konuşma apraksisi ayrıca down sendromu gibi sendromlara ve otizm sepektrum bozukluğu gibi gelişimsel bozukluklara da eşlik edebilir.
Edinilmiş Konuşma Apraksisi
Daha çok yetişkinlik döneminde karşılaştığımız bir motor konuşma bozukluğudur.
Edinilmiş konuşma apraksisine, beyinde konuşmanın planlanmasında ve programlanmasında görev alan herhangi bir yapının hasarı veya travmatik beyin hasarı, dejeneratif hastalıklar, inme, lezyon gibi birçok hastalık neden olabilir.
Edinilmiş konuşma apraksisi konuşma üretimine yardımcı olan yapıların zayıflığından kaynaklanmaz fakat bu yapıların güçsüzlüğünden kaynaklanan bir konuşma bozukluğu olan dizartrinin, apraksiye eşlik ettiği durumlar da gözlemlenebilir.
Yetişkinlik döneminde görülen konuşma apraksisinde otomatik konuşmanın daha az etkilendiği söylenebilir. Bireyler daha çok istemli olarak üretmeye çabaladıkları sözcüklerin üretiminde problemler yaşarlar.
Oral apraksi (Bukkofasiyal Apraksi)
Ağız içi ve çevresindeki dil, yanak kasları ve çene kaslarının istemli motor hareketinin gerçekleştirilmesindeki problemi anlatan apraksi türleridir. Bu bireyler komut aldıklarında istemli olarak komutu gerçekleştirecek hareketi yapamamaktadır.
Örneğin, oral apraksisi olan bir bireye yanaklarını şişirip nefesini tutmasını istediğinizde bu eylemi gerçekleştiremezken sakız çiğneme esnasında bu davranışı gerçekleştirdiği görülebilir veya bir hastaya diliyle dudaklarını yalaması söylendiğinde bu komutu gerçekleştiremezken kendisi dudakları kuruduğu için diliyle dudaklarını hiçbir komut almadan yalayabilir.
Ağız ve çevrisindeki yapıların konuşmayla doğrudan ilişkisi bulunmaktadır. Bu nedenle konuşmalarında apraksi öncesi döneme göre farklılıklar görülebilir.
Apraksi Belirtileri Nelerdir?
Apraksinin olası belirtilerine baktığımızda;
- Akranlara oranla geç konuşma, dil geriliği görülebilir.
- Arama davranışı, bireyin dilini doğru sesletim yerine yakın yerlere götürdüğünün görülmesi apraksi için karakteristik bir belirtidir.
- Hece sayısı artan uzun sözcüklerin sesletiminde hataların da artması.
- Konuşma esnasında yanlış tonlama ve vurgu yapma.
- Konuşma akıcılığının bozulması.
- Konuşmaya başlamada gecikme
Bu belirtilerin sadece aprakside değil diğer çeşitli bozukluklarda da görülebileceği unutulmamalıdır.
Apraksi şüpheniz varsa bir dil ve konuşma terapisti tarafından ayrıntılı değerlendirmeden geçmek, apraksiye eşlik edebilecek diğer olası bozuklukların da tanılanması için önemlidir.
Yetişkinlerde Konuşma Apraksisi
Yetişkinlerde görülen konuşma apraksisi edinilmiş konuşma apraksisi olarak adlandırılır. Bireyin geçirdiği nörolojik bir olay sonucunda konuşmanın motor planlaması ve konuşmayı oluşturan seslerin hatalı üretimine konuşma apraksisi denir.
Apraksi, afazi gibi bir dil bozukluğu değil dizartri gibi bir konuşma bozukluğudur. Kaslardaki güçsüzlükten veya kas tonusundaki anormallikten meydana gelmez.
Nörolojik hasarın sonucunda bireyde apraksiye eşlik eden yutma problemleri, beyindeki dil bölgeleri etkilenmişse afazi türleri gibi eşlikçi başka bozukluklar veya hastalıklar gözlemlenebilir. Bunlar ayrıntılı değerlendirmede saptanıp terapi planında öncelik sırasına göre işlenir.
Edinilmiş apraksi terapilerindeki temel prensip bireyin kaybettiği motor planlama becerisini ve doğru fonem dizimi becerilerini yoğun pratikle arttırıp yeniden kazandırmaktır.
Yetişkin terapilerinde özellikle bireyin günlük hayatında en çok kullandığı ve kullanmaya ihtiyaç duyduğu kelimeler üzerinden gidilerek bu kelimelerin anlaşılırlığını arttırıp bireyin yaşamını kolaylaştırmak göz önünde bulundurulan önemli bir noktadır.
Yetişkin terapilerinde de model olma ve görsel uyan prensipleri sıkça kullanılmaktadır. Yoğunlaştırılmış bir terapi edinilmiş konuşma apraksisi için de gelişimsel konuşma apraksisi için de değişmeyen ve ilerlemeyi doğrudan etkileyen çok önemli bir faktördür.
Terapi sıklığına ve bireysel terapi sürecine bir dil ve konuşma terapistinin ayrıntılı değerlendirmesinden sonra ulaşmak mümkündür.
Apraksi Teşhisi Nasıl Konur?
Apraksi nörojenik kökenli bir bozukluk olduğu için bozukluğa neden olan nörolojik hasarın tanısını nöroloji doktorları koyarken bir konuşma bozukluğu olan apraksi tanısını dil ve konuşma terapistleri koymaktadır.
Apraksi tanılama sürecinde birçok parametre göz önünde bulundurulmalı mutlaka bir dil ve konuşma terapistinden ayrıntılı bir değerlendirme yapması istenmelidir.
Bireyin iletişim, dil ve konuşma becerileri değerlendirilmeli, oral-motor muayene de mutlaka yapılmalıdır.
Çocukluk çağında görülen apraksi çeşiti için çocukların ince ve kaba motor becerilerinin değerlendirilmesi gerek duyulursa ergoterapist veya fizyoterapist gibi başka uzmanlardan da görüş alınarak genel bir değerlendirme yapmanın da tanı sürecinde etkili olduğunu söylemek gerekir.
Apraksi tanısı konulurken nörojenik bir bozukluk olduğundan bireyde yutma problemi var mı, eşlik eden gelişimsel bir bozukluk veya sendrom var mı, konuşmaya yardımcı olan yapılarda kas güçsüzlüğü var mı? Gibi birçok sorunun cevabına ulaşmaya yönelik de muayene yapılması önemlidir.
Apraksinin tanılama işleminde birçok beceri ve risk faktörü göz önünde bulundurulmalıdır bu nedenle şüphe duyulduğunda veya bireyin konuşması eskiye oranla farklılık barındırıyorsa mutlaka bir dil ve konuşma terapisti tarafından değerlendirilmesi önerilir.
Aprakside Terapi Süreci
Apraksinin terapi süreci;
- kişinin gereksinimleri,
- varsa eşlik eden diğer bozuklukların derecesi veya türü,
- kişinin dil gelişimi, desteklenmesi gereken alıcı dil veya ifade edici dil becerilerinin önceliği,
- apraksinin görülmeye başlandığı zaman,
- kişinin fizyolojik olarak yaşadığı diğer hastalıklar veya etkilenmeler
göz önünde bulundurularak yapılan değerlendirme seansında koyulan hedefler doğrultusunda bireyselleştirilmiş bir şekilde yürütülür.
Birçok terapi yaklaşımı içerisinden uygun olanlarını seçmek dil ve konuşma terapistinin bozukluk sahibi bireye maksimum fayda sağlayabilme vizyonuyla yürütülmektedir.
Apraksi terapilerinin temel amacı istemli konuşma üretimindeki motor planlama ve fonem diziminden kaynaklı yaşanan ses hatalarını yoğun bir pratikle azaltmak ve istemli konuşma üretimini arttırmak olduğu söylenilebilir.
Yoğun bir pratikle önünü geçilen bu konuşma üretimi hataları için sıkılaştırılmış (haftada 3-4) terapi seansının uygulanması ilerlemenin gözlemlenmesinde önemli bir faktördür.
Terapi seanslarının sıklığı bireyin gösterdiği ilerlemeye ters olarak düşüş gösterebilmektedir. Bu süreçte terapi seanslarının sıklığı da dil ve konuşma terapistlerine danışılması gereken önemli bir detaydır. Terapilerde dokunsal, görsel uyaranlar ve model olma prensibinden çokça faydalanılmaktadır.
Aprakside Ailenin Yaklaşımı Nasıl Olmalıdır?
- Çocuğunuzla iletişim kurmaya başlamadan önce ne söyleceğinizi önce aklınızda planlayıp daha sonra söylemeye başlayın, bu yöntem konuşma anında uzun ve karmaşık cümleler kurmanızı engelleyip çocuğunuzun anlamasını kolaylaştıracaktır.
- Eğer bireyin apraksisi çok şiddetli ve iletişim kurmanızı engelleyecek düzeyde ise alternatif iletişim yöntemlerine başvurabilirsiniz, bu alternatif iletişim yöntemlerinin neler olduğu ve nasıl kullanabileceği hakkında mutlaka dil ve konuşma terapistinize başvurmalısınız.
- Apraksili birey ile iletişim kurarken tüm kelimeleri ya da sesleri doğru söylemesini bekleyip onun üzerinde bir baskı yaratmayın, özellikle de terapi sürecinin başlarında iseniz bazı sesleri hala yanlış ya da eksik kullanmasını normal karşılayın.
- Çocuğunuz ile iletişim anında çocuğunuzda bir arama davranışı gözlemlediğinizde acele etmeyip ona söylemek istediği şeyi söylemesi için süre tanımayı ihmal etmeyin.
- Çocuğunuz ile iletişim kurarken onda başarısızlık duygusu yaratacak herhangi bir davranışta bulunmamaya çalışın, ona olan desteğinizi gösterin ve hissettirin.
- Apraksili bireyin nörolojik temelli bir bozukluğa sahip olduğunu unutmayın ve konuşma üretimindeki yanlışlarının onun elinde olmadığını unutmadan iletişim kurun.
- Çocuğunuzdan iletişim anında sizin beklediğiniz uzunlukta cümleler kuramayabileceğini unutmayın ve daha farklı cümleler kurması için onu zorlamayın, onun ne anlatmak istediğine kulak verin.
- Tüm iletişim zorlamalarından kaçının ancak terapistinizin verdiği ev ödevlerini aksatmamak için gayret gösterin, bu çocuğunuzun daha sağlıklı bir iletişim kurması için önemli bir faktördür.


