Blog

Ekolali Nedir? Neden Olur? Çözüm Önerileri

Dil gelişimi, bir çocuğun dünyayla kurduğu ilk köprüdür. Bu köprünün inşasında tekrar etme, taklit ve deneme ve yanılma süreçleri rol oynar. Peki ya bir çocuk duyduğu kelimeleri veya cümleleri tekrar tekrar yineliyorsa? Bu tekrarlar ne zaman doğal bir gelişim basamağı sayılır, ne zaman dikkat gerektirir? Tam bu noktada karşımıza ekolali kavramı çıkar.

Ekolali, kişinin duyduğu sözcükleri, cümleleri ya da sesleri istemsiz biçimde tekrarlaması olarak tanımlanır. Küçük çocuklarda iletişim gelişiminin doğal bir parçası olarak seyredebilen bu durum, belirli bir yaşın ötesinde ısrarcı bir hal aldığında ise uzman değerlendirmesi gerektiren bir konuşma örüntüsüne dönüşebilir.

Ekolali Nedir?

Ekolali sözcüğü, Yunanca “echo” (yankı) ve “lalia” (konuşma) köklerinden türemektedir ve bir kişinin, başkasının söylediği kelime ya da cümleleri otomatik ve istemsiz biçimde yinelemesi anlamına gelir. Bu tekrarlar kimi zaman duyulan ifadenin hemen ardından, kimi zaman ise saatler ya da günler sonra ortaya çıkabilir.

Ekolali ilk duyulduğunda anlamsız bir tekrar gibi değerlendirilebilir fakat bu algı çoğu zaman yanıltıcıdır. Pek çok durumda ekolali, bireyin bir ihtiyacını bildirme ya da iletişim kurma çabasının kendine özgü bir biçimidir.

Örneğin “Dışarı çıkmak ister misin?” sorusunu duyan bir çocuk bunu aynen tekrarlıyorsa, bu tekrar çoğunlukla “evet” anlamı taşır. Çocuk soruyu yanıtlamaktadır, yalnızca bunu kendi ürettiği kelimelerle değil, duyduğu kalıpla ifade etmektedir.

Dil gelişimi sürecinde, özellikle 12-30 aylık dönemde, çocukların duydukları sesleri ve kelimeleri taklit etmesi son derece olağandır. 3 yaşına gelindiğinde bağımsız cümle kurma ön plana geçer ve ekolali belirgin biçimde azalır. Bu yaşın ötesinde yoğun, bağlamdan kopuk ve iletişimi kısıtlayan bir seyir izlemesi ise uzman değerlendirmesi için önemli bir işaret niteliği taşır.

Etkileşimli Ekolali

Ekolali, yalnızca tek bir biçimde karşımıza çıkmaz. Tekrarın amacı ve işlevi açısından değerlendirildiğinde iki temel türden söz etmek gerekir. Bunlardan ilki, bir iletişim niyeti taşıyan etkileşimli ekolalidir.

Etkileşimli ekolalide birey, duyduğu ifadeleri bir başkasıyla iletişim kurmak amacıyla kullanır. Bu tekrarlar işlevseldir. Sıra alma, istek bildirme ya da tanıdık bir sözlü rutini tamamlama gibi iletişimsel amaçlara hizmet eder.

Örneğin, öğle yemeğinde ne istediği sorulan bir çocuk, daha önce izlediği bir reklamdaki cümleyi kullanarak sandviç istediğini ifade edebilir ya da kendisinden bir görevi tamamlaması istendiğinde “aferin” diyebilir; çünkü bu sözcük, o ana kadar başarıyla ilişkilendirdiği bir kalıptır. Dışarıdan bakıldığında bağlamsız görünen bu tepkiler, aslında bireyin iletişim kurma çabasının bir yansımasıdır.

Etkileşimli ekolali, özellikle henüz bağımsız cümle üretimi gelişmemiş çocuklarda iletişimin temel taşlarından birini oluşturabilir. Bu nedenle bu tekrarları susturmaya ya da düzeltmeye çalışmak yerine, arkasındaki niyeti anlamak ve aynı mesajı daha kısa ve esnek ifadelerle modellemek çok daha işlevsel bir yaklaşımdır.

Etkileşimsiz Ekolali

Ekolalinin ikinci türü olan etkileşimsiz ekolali ise bir iletişim niyeti taşımaz. Birey bu tekrarları başkasına bir şey iletmek için değil, kendi iç düzenlemesine destek olmak amacıyla kullanır.

Etkileşimsiz ekolalide kişi, sınıfta dolaşırken bir televizyon programından diyaloglar tekrarlayabilir, belirli bir durumla karşılaştığında buna eşlik eden bir reklam müziği nakaratını mırıldanabilir ya da bir görevi tamamlamadan önce adımları kendi kendine fısıldayabilir. Bu son örnek özellikle dikkat çekicidir. Ellerini yıkayacak olan bir çocuğun “Suyu aç, sabun kullan, ellerini yıka, suyu kapat” şeklinde adımları kendi kendine tekrarlaması, aslında süreci yönetme ve öz düzenleme çabasının bir göstergesidir.

Etkileşimsiz ekolali, dışarıdan anlamsız ya da bağlamsız görünse de bireyin bilgiyi işleme ve kendini sakinleştirme biçimiyle doğrudan ilişkilidir. Etkileşimli ve etkileşimsiz ekolali arasındaki farkı ayırt etmek, çoğu zaman bireyi ve onun iletişim örüntülerini yakından tanımayı gerektirir.

Ekolali Belirtileri Nelerdir?

Ekolali söz konusu olduğunda yalnızca “tekrar var mı?” sorusunu sormak yetmez. Tekrarın sıklığı, hangi bağlamda ortaya çıktığı ve iletişime katkısı ya da zararı bir bütün olarak değerlendirilmelidir.

Ekolalinin en sık karşılaşılan belirtileri şunlardır:

  • Duyulan bir sorunun son kelimesinin ya da tamamının aynen yinelenmesi; “Su ister misin?” sorusuna karşılık “Su ister misin?” yanıtının verilmesi bu duruma tipik bir örnek oluşturur.
  • Saatler, günler hatta haftalar önce duyulan bir cümlenin farklı bir bağlamda yeniden kullanılması; çocuğun bir çizgi film repliğini o anki ihtiyacını ifade etmek için seçmesi bu gruba girer.
  • Melodik, ritmik ya da “şarkı söyler gibi” tekrarların ortaya çıkması; bu üretimler çoğunlukla duyusal düzenleme ya da kendini sakinleştirme amacı taşır.
  • Konuşma sırasında bağlamla ilgisi olmayan ifadelerin kullanılması. Belirli kelime ya da kalıpların günlük yaşamda ısrarlı biçimde tekrar etmesi.

Normal gelişim sürecinde bu belirtiler kısa süreli ve azalan bir seyir izler. Üç yaş sonrasında ısrarcı, bağlamdan kopuk ve iletişimi zorlaştıran bir görünüm kazanması, buna ek olarak isme geç dönme, göz temasında azalma ya da ortak dikkat kurmada güçlük gibi işaretlerin eşlik etmesi durumunda uzman değerlendirmesi gecikmemelidir.

Ekolali belirtilerini doğru okumak, yalnızca bir semptom listesi hazırlamaktan çok daha fazlasını gerektirir. Tekrarların arkasındaki niyeti anlamak, bu niyeti destekleyecek doğru müdahale yolunu da belirler.

Ekolali Neden Olur?

Ekolali, tek bir nedene bağlanamayacak kadar çok katmanlı bir konuşma örüntüsüdür. Genetik, nörolojik ve çevresel faktörlerin bir arada değerlendirilmesini gerektiren bu durum, farklı klinik tablolarda farklı biçimlerde karşımıza çıkabilir.

Ekolaliye yol açabilecek başlıca nedenler şunlardır:

  • Otizm Spektrum Bozukluğu (OSB): Ekolalinin en sık ilişkilendirildiği klinik tablodur. OSB’de sosyal iletişim farklılıkları ve dil işlemedeki güçlükler, bireyin hazır kalıp cümlelere yönelmesine zemin hazırlar. Bu çocuklar için ekolali, çoğu zaman iletişim kurmanın en erişilebilir yoludur.
  • Tourette Sendromu: İstemsiz ses ve hareketlerin eşlik ettiği bu nörolojik bozuklukta ekolali, tiklerle birlikte görülebilir.
  • Afazi: Beynin dil merkezlerinde meydana gelen hasar sonucunda, özellikle felç geçiren bireylerde kelime tekrarları gözlemlenebilir.
  • Gelişimsel Gecikme: Dil ve konuşma gelişimindeki gecikmeler, çocuğun hazır kalıplara olan bağımlılığını uzatabilir.
  • Kafa Travması ve Nörolojik Hasar: Beynin dil işleme bölgelerini etkileyen travmalar ekolaliye yol açabilir.
  • Stres ve Anksiyete: Yoğun kaygı ya da duyusal aşırı yüklenme dönemlerinde ekolali, kendini düzenleme aracına dönüşebilir.
  • Şizofreni ve Psikiyatrik Durumlar: Bazı psikiyatrik tablolarda da ekolali bir belirti olarak ortaya çıkabilir.

Tüm bu etkenler değerlendirildiğinde şu tablo net biçimde ortaya çıkmaktadır: Ekolali bir hastalık değil, altta yatan farklı durumların bir yansımasıdır. Doğru müdahale yolunu belirleyebilmek için öncelikle bu yansımanın kaynağını anlamak gerekir.

Ekolali Çocuklarda Dil ve Konuşma Terapisi

Ekolali gözlemlendiğinde ebeveynlerin aklına gelen ilk soru çoğunlukla şudur: “Ne yapmalıyım?”. Bu sorunun yanıtı, büyük ölçüde dil ve konuşma terapisi sürecinde şekillenir.

Dil ve konuşma terapisinin ekolaliye yaklaşımı, tekrarları susturmak ya da bastırmak üzerine kurulu değildir. Aksine terapinin temel amacı, ekolalinin arkasındaki niyeti anlamak ve bu niyeti daha esnek, daha işlevsel bir iletişim biçimine dönüştürmektir.

Bir çocuk “Hadi gidiyoruz” kalıbını her oyun bitiminde kullanıyorsa, terapist bu kalıbı bir iletişim başlangıç noktası olarak ele alır ve çocuğu “oyun bitti” ya da “gitmek istiyorum” gibi daha kısa, daha esnek ifadelere yönlendirmeye çalışır.

Terapi süreci yalnızca çocukla sınırlı kalmaz. Ekolalinin farklı klinik tablolarla ilişkili olması, sürecin çoğunlukla disiplinlerarası bir yapıda yürütülmesini gerektirir. Dil ve konuşma terapistleri, davranış terapistleri, ergoterapistler, psikologlar ve gerektiğinde çocuk psikiyatristleriyle iş birliği içinde çalışır. Özellikle OSB ile ilişkili ekolali söz konusu olduğunda bu çok disiplinli yaklaşım, terapinin etkinliğini belirgin biçimde artırır.

Aile bu sürecin ayrılmaz bir parçasıdır. Terapide kazanılan becerilerin günlük yaşama yansıması, büyük ölçüde ebeveynlerin sürece ne ölçüde dahil olduğuyla doğru orantılıdır. Bu nedenle dil ve konuşma terapistleri, yalnızca çocukla değil aynı zamanda aileyle de düzenli olarak çalışır, ev ortamında uygulanabilecek stratejiler konusunda rehberlik eder.

Dil ve konuşma terapisi, ekolalinin yönetiminde merkezi bir rol üstlenir fakat bu sürecin erken başlaması, elde edilecek kazanımların hem hızını hem de kalıcılığını doğrudan etkiler.

Ne Zaman Uzman Yardımı Almalısınız?

Çocuğunuzda ekolali gözlemlediğinizde her durumda telaşlanmanıza ve endişelenmenize gerek olmayabilir. Diğer taraftan bazı işaretlerde vardır ki mutlaka bir uzman görüşü ile açıklanması ve takip altında tutulması gerekir. 

Aşağıdaki durumların herhangi birini gözlemliyorsanız uzman görüşü almanızı öneririz:

  • Üç yaş sonrasında tekrarların azalmak yerine ısrarcı, yoğun ve bağlamdan kopuk bir seyir izlemesi.
  • Ekolaliye ek olarak isme geç ya da hiç dönmeme, göz temasında belirgin azalma veya ortak dikkat kurmada güçlük gibi belirtilerin eşlik etmesi.
  • Daha önce kazanılmış konuşma ve iletişim becerilerinde gerileme yaşanması.
  • İşitmeyle ilgili bir şüphenin bulunması, sese tepkide azalma ya da tutarsızlık gözlemlenmesi.
  • Ani başlayan ve kısa sürede yoğunlaşan tekrarların, baş dönmesi, güçsüzlük ya da nöbet gibi nörolojik belirtilerle birlikte ortaya çıkması.
  • Tekrarların günlük yaşamı, sosyal ilişkileri ya da akademik süreci belirgin biçimde zorlaştırması.

Erken müdahale bu süreçte belirleyici bir rol oynar. Değerlendirme ne kadar erken yapılırsa, doğru destek planı o kadar erken hayata geçirilebilir ve iletişim gelişimi üzerindeki olumlu etki o kadar güçlü olur. Uzman yardımı almak, çocuğun gelişimine yönelik bir adım atmaktır ve kaygı değil, farkındalığın bir göstergesidir.

Ekolali hangi durumlarda görülür?

Ekolali yalnızca belirli bir tanı grubuna özgü değildir.

  • Tipik gelişim sürecindeki küçük çocuklarda dilin öğrenilme sürecinin doğal bir parçası olarak görülür ve üç yaşına kadar kendiliğinden azalır.
  • OSB’li çocuklarda daha sık ve kalıcı bir seyir izler fakat çoğu zaman ihtiyaç bildirme, selamlaşma ya da rutin başlatma gibi işlevsel bir iletişim aracı olarak ortaya çıkar.
  • Bunların yanı sıra dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu, afazi, Tourette sendromu, kafa travması, gelişimsel gecikme, anksiyete ve demans gibi farklı klinik tablolarda da gözlemlenebilir.
  • Yetişkinlikte ani başlayan yoğun tekrarlar ise acil nörolojik değerlendirme gerektirebilir.

Ebeveynler ekolali olan çocuklarını nasıl destekleyebilir?

Ekolali olan bir çocuğu desteklemenin ilk adımı, tekrarları susturmaya çalışmak yerine arkasındaki niyeti anlamaktır.

Evde kısa ve net cümlelerle konuşmak, gereksiz soru sormaktan kaçınmak ve çocuğa yanıt için yeterli bekleme süresi tanımak iletişimi belirgin biçimde kolaylaştırır. Aynı niyeti taşıyan daha kısa ve esnek ifadeleri modellemek, çocuğun hazır kalıplardan bağımsız dile geçişini destekler.

Öngörülebilir rutinler oluşturmak, görsel programlar kullanmak ve geçişlerde ipuçları vermek ise stresi azaltarak iletişime alan açar. Tüm bu yaklaşımların ev, okul ve terapi ortamında tutarlı biçimde uygulanması, kazanımların kalıcı olması açısından kritiktir.

Ekolali tamamen tedavi edilebilir mi?

Bu sorunun yanıtı, büyük ölçüde altta yatan nedene ve bireyin genel gelişim profiline bağlıdır. Tipik gelişim sürecindeki çocuklarda ekolali çoğunlukla zamanla kendiliğinden azalır. OSB gibi nörogelişimsel farklılıklarda ise tekrarlar tamamen kaybolmaz fakat doğru terapi desteğiyle daha işlevsel ve esnek bir iletişim biçimine dönüşebilir. Tüm bu süreçte hedef ekolaliyi tümüyle yok etmekten ziyade bireyin iletişim kalitesini ve günlük işlevselliğini artırmak olmalıdır. 

Ekolali tedavi edilmezse ne olur?

Desteksiz bırakılan ekolali, zamanla bireyin sosyal ilişkilerini, akademik gelişimini ve özgüvenini olumsuz etkiler. İletişim kurmakta yaşanan güçlükler sosyal izolasyona, sosyal ortamlarda artan kaygıya ve öğrenme süreçlerinde zorlanmaya zemin hazırlayabilir. Erken müdahale bu riskleri önemli ölçüde azaltır. Dolayısıyla ekolalinin fark edildiği andan itibaren uzman desteği almak, uzun vadeli gelişim açısından belirleyicidir.

Ekolali genetik midir?

Ekolali doğrudan genetik geçişli bir durum değildir fakat genetik yatkınlıkla ilişkili olabilir. Özellikle OSB gibi genetik bileşeni olan tablolarda ekolali daha sık görülür. Bununla birlikte nörolojik hasar, çevresel etkenler ve stres gibi faktörler de ekolalinin ortaya çıkmasında rol oynayabilir. Her bireyin tablosu farklı olduğundan, genetik bir bağın, aile öyküsünün bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi mutlaka uzman tarafından yapılmalıdır.

Ekolali neden otizmli bireylerde daha sık görülür?

OSB’de sosyal iletişim farklılıkları ve dili işlemedeki güçlükler, bireyin hazır kalıp cümlelere yönelmesini kolaylaştırır. Otizmli bireyler için ekolali, çoğu zaman bağımsız cümle üretiminin henüz gelişmediği dönemde iletişim kurmanın en erişilebilir yoludur. Bunun yanı sıra ekolali, bu bireyler için bir öğrenme aracı işlevi de görebilir ve duyulan ifadeleri tekrar ederek anlamlarını kavramaya çalışabilirler. Doğru terapi desteğiyle bu kalıplar zamanla daha esnek ve işlevsel bir iletişim diline dönüşebilir.

Ekolali iletişim sorunlarına neden olur mu?

Bireyin düşüncelerini özgün kelimelerle ifade etmesini güçlendirmesi dolayısıyla evet, ekolali karşılıklı konuşmalarda, soru yanıtlamada ve sosyal etkileşimlerde zorluklara yol açar.

Şunu da belirtmek gerekir ki ekolali her zaman iletişimi engellemez, aksine pek çok durumda iletişimin kendisi olarak işlev görür. Asıl sorun, tekrarların iletişimi desteklemek yerine kısıtlamaya başladığı noktada ortaya çıkar ve bu noktada dil ve konuşma terapisi belirleyici bir rol üstlenir.

Ekolali yaşa bağlı bir sorun mu?

Ekolali yaşa bağlı olarak farklı bir anlam taşır. Küçük çocuklarda dil öğreniminin doğal bir parçasıyken, üç yaş sonrasında ısrarcı bir seyir izlemesi dikkat gerektirir. Yetişkinlikte ortaya çıkan ekolali ise neredeyse her zaman altta yatan nörolojik ya da psikiyatrik bir durumun belirtisi olarak değerlendirilir ve tıbbi inceleme gerektirir. Yaş, ekolalinin ne anlama geldiğini ve nasıl ele alınması gerektiğini doğrudan belirleyen en önemli bağlamsal etkenlerden biridir.

Otizmde ekolali zamanla geçer mi?

Hafif ve orta düzey OSB belirtileri gösteren bireylerde ekolali, dil becerileri ve iletişim stratejileri geliştikçe zamanla azalabilir ya da daha işlevsel bir hal alabilir fakat bazı bireylerde yetişkinlik döneminde de devam edebilir. Burada belirleyici olan etken zamanın kendisi değil, sunulan desteğin niteliğidir. 

Ekolalinin tourette sendromundan farkı nedir?

Her iki durumda da istemsiz ses tekrarları görülmekle beraber temel fark, tekrarın kaynağında yatar. 

  • Ekolalide birey daha önce duyduğu bir kelime ya da cümleyi yineler ve bu tekrar çoğunlukla bir iletişim niyeti taşır.
  • Tourette sendromundan ise tikler eşliğinde ani ve bağlamsız sesler ya da kelimeler ortaya çıkar ve bireyin bu üretimler üzerinde herhangi bir kontrolü yoktur.
  • Ekolali anlamlı bir iletişim girişimi olabilirken Tourette’teki ses tiklerinin iletişimsel bir işlevi bulunmaz.

Her ekolali otizm midir?

Hayır, ekolali tek başına bir otizm göstergesi değildir ve tipik gelişim sürecindeki çocuklarda, DEHB’li bireylerde, afazi ya da Tourette sendromu tanısı almış kişilerde de görülebilir.

Otizm değerlendirmesi için ekolalinin yanı sıra sosyal iletişim, ortak dikkat, oyun becerileri ve duyusal işlemleme gibi alanların bir bütün olarak ele alınması gerekir. Kesin tanı ancak kapsamlı bir klinik değerlendirme sonucunda konulabilir.

Bebeklerde ekolali normal midir?

Evet, bebeklik ve erken çocukluk döneminde ses, hece ve kelime tekrarı, dil ediniminin temel süreçlerinden biridir. Bu dönemde ekolali, çocuğun çevresindeki dili keşfetme ve iletişim kurmayı öğrenme çabasının doğal bir parçasıdır.

Ekolalinin üç yaşına kadar azalan bir seyir izlemesi beklenir. Bu yaşın ötesinde ısrarcı ve iletişimi kısıtlayan bir görünüm kazanması ise uzman değerlendirmesi için yeterli bir göstergedir.

Ekolali bir otizm tanı kriteri midir?

Ekolali, tek başına tanı koydurucu bir kriter olamamakla beraber “yineleyici ve tekrarlayıcı dil kullanımı” kapsamında değerlendirilir. Otizm tanısı, psikiyatrist tarafından yapılan, sosyal iletişim güçlükleri ve kısıtlı-tekrarlayıcı davranış örüntülerini birlikte kapsayan bir klinik değerlendirmeye dayanır. Ekolalinin varlığı bu değerlendirme sürecinde dikkate alınan unsurlardan biridir fakat belirleyici tek ölçüt değildir.

Otizmde ekolali iletişim gelişiminin bir parçası mıdır?

Evet. OSB’li çocuklarda ekolali, iletişim gelişiminin önemli bir basamağı olarak görülmelidir. Çocuk, hazır kalıp cümleler aracılığıyla iletişime katılır ve zamanla bu kalıpları esnetmeyi ve yeni bağlamlarda kullanmayı öğrenir. Ekolaliyi bastırmaya çalışmak bu gelişim sürecini sekteye uğratabilir. Doğru yaklaşım, tekrarları bir başlangıç noktası olarak kabul etmek ve çocuğu daha esnek bir dile doğru desteklemektir.

Kaç yaşına kadar ekolali normal kabul edilir?

Üç yaşına kadar görülen ekolalinin, dil gelişimindeki doğal bir süreç olduğunu kabul edebiliriz. Bu dönemde tekrarlar azalan bir seyir izlemelidir.

Üç yaş sonrasında da devam eden, iletişimi kısıtlayan ve bağlamdan kopuk tekrarlarda ise uzman değerlendirmesi gerektirir. Diğer taraftan her çocuğun gelişim hızı farklıdır ve yaş sınırını katı bir kural olarak değil, bir referans noktası olarak değerlendirmek daha doğrudur.

Çocuğun tekrarlarını düzeltmeli miyim, yoksa görmezden mi gelmeli?

Her iki yaklaşım da tek başına yeterli değildir. Tekrarları sürekli düzeltmeye çalışmak çocukta iletişim kaygısı yaratabilir ve iletişim girişimlerini azaltabilir. Görmezden gelmek ise çocuğun niyetini karşılıksız bırakmak anlamına gelir. En etkili yaklaşım, tekrarın arkasındaki niyeti anlamak ve aynı mesajı daha kısa, esnek bir ifadeyle modellemektir.

Örneğin çocuk “Dışarı çıkmak ister misin?” diyerek dışarı çıkmak istediğini ifade ediyorsa, “Dışarı çıkmak istiyorum” ifadesini sakin bir şekilde modellemek hem konuşma niyetini kabul eder hem de daha işlevsel bir ifadeye yönlendirme sağlar.

Ekolali ile dil gelişimi geriliği arasındaki fark nedir?

Ekolali ve dil gelişimi geriliği birbirinden farklı kavramlar olmalarına rağmen zaman zaman bir arada görülebilirler.

Dil gelişimi geriliğinde çocuk, yaşıtlarına kıyasla daha az kelime üretir, cümle kurmada zorlanır ve dil becerilerinde genel bir yavaşlama gözlemlenir. Ekolalide ise çocuk konuşabilir fakat üretimler büyük ölçüde duyduğu kalıplara dayanır.

Doğru terapi planı belirlemek açısından bu iki durumu birbirinden ayırtmak gerekir ve bu ancak kapsamlı bir dil değerlendirmesiyle mümkün olur.

Uzman Dkt. Aleyna Tekin Çolak

Lisans eğitimi süresince birçok özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinde ve özel kliniklerde klinik gözlemlerini tamamlayan Uzm. Dkt. Aleyna Tekin, İstinye Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü Dil ve Konuşma Terapisi Anabilim Dalı Tezli Yüksek Lisans Programını tamamlamıştır.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Hemen Bilgi Al!