Çocuklarda Dil ve Konuşma GelişimiBlog

Bebekler Ne Zaman Konuşmaya Başlar?

Beynin işitsel merkezleri, motor konuşma alanları ve ağız ve yüz kas koordinasyonunun senkronize çalışmasıyla ortaya çıkan konuşma, doğumla birlikte başlayan ve çocukların dünyayı anlamlandırmasını sağlayan yüksek bilişsel bir beceridir. Her çocuğun gelişim hızı kendine özgü olmakla beraber alıcı ve ifade edici dil basamaklarının takibi, olası bir konuşma gecikmesinin erken teşhisi ve müdahale açısından önem taşır.

Bebekler Ne Zaman Konuşmaya Başlar?

Aylara Göre Bebeklerde Konuşma Evreleri

Bebeklerde dil edinim süreci, ilk anlamlı kelimenin üretildiği andan çok daha önce, doğumla birlikte başlar ve kronolojik yaşlarına paralel olarak prelinguistik (dil öncesi) evreden itibaren sesleri ayırt etme, taklit etme ve nihayetinde kelimeleri nesnelerle eşleştirme aşamalarından geçerler.

Bu süreç boyunca alıcı dil (anlama) ve ifade edici dil (anlatma) becerileri birbirini besleyerek ilerler. Ebeveynlerin bebeklerindeki dil gelişimini doğru takip edebilmeleri için sürecin genel hatlarına hakim olmaları, kritik eşikleri zamanında fark etmelerini kolaylaştırır.

Bebeklerin dil ve konuşma becerilerini kazanırken sergiledikleri bu gelişim, sinir sisteminin olgunlaşması ve nöromotor gelişimle doğrudan ilişkilidir. Dolayısıyla her bebeğin bu evrelerdeki hızı bireysel faktörlere göre değişiklik gösterebilir. İlk aylardaki ağlamalardan başlayıp 3 yaşına kadar uzanan akıcı konuşma sürecini daha iyi anlamak için bu gelişimsel periyotlara ay ay bakmak doğru bir yaklaşımdır.

0 – 6 Ay: Agulama ve Sesleri Keşfetme Dönemi

Doğdukları andan itibaren çevreleriyle aktif bir iletişim kurmaya başlayan bebekler, ilk üç ayda açlık ya da diğer temel ihtiyaçlarını sadece ağlama yoluyla ifade edebilirken, ikinci aydan itibaren ağlamanın yerini yavaş yavaş refleksif sesler almaya başlar.

Bu dönemde bebeklerin “agu” gibi sesler çıkarması, ses tellerinin ve ağız kaslarının doğru şekilde çalışmaya başladığının en somut göstergesidir. Dördüncü ay civarında ise bebeklerin kendi seslerini keşfettikleri eğlenceli bir dönem başlar. Bu süreçte ebeveynlerin dikkat etmesini önerdiğimiz noktalar şöyledir:

  • Bebekler yüksek sesle gülebilir ve /g/, /k/ gibi harfleri içeren “ooo”, “aagg” şeklinde gığıldama sesleri üretebilirler. Beşinci ve altıncı aylara doğru ise “ba”, “ma” gibi tek heceli ilk ses dizileri duyulmaya başlar.
  • Bebeklerin bu dönemde sesin geldiği yöne doğru bakması ve özellikle anne sesi gibi tanıdık sesleri duyduğunda sakinleşmesi beklenir.
  • Ebeveynlerin bebekle göz kontağı kurması, çıkardığı seslere benzer tonlarla karşılık vererek bir diyalog döngüsü yaratması dil gelişimini doğrudan destekler.

Bebeklerin çıkardıkları bu ilk sesler ve yaptıkları egzersizler, ilerleyen aylarda yerini çok daha ritmik ve bilinçli hece tekrarlarına bırakacaktır.

6 – 12 Ay: Heceler ve İlk Anlamlı Kelimeler (Baba, Mama vb.)

Altıncı aydan itibaren bebeklerin dil yolculuğunda “babıldama” ya da “heceleme” olarak adlandırılan çok daha ritmik bir döneme geçilir. Bu süreçte bebekler, dillerinin yapısına uygun ses kombinasyonlarını ve tonlamaları taklit etmeye başlarlar. Dokuzuncu aya yaklaştıkça bu sesler konuşma akışına benzer melodik yapılar (jargon dönemi) kazanır ve bu süreçte ebeveynlerin dikkat etmesi gereken noktalar şunlardır:

  • Bebekler özellikle /b/, /p/ ve /m/ gibi dudak seslerini kullanarak “ba-ba-ba”, “ma-ma-ma”, “de-de” şeklinde ardışık heceler üretirler. Bu sesler ilk başlarda rastgele ve anlamsızdır.
  • Bebekler artık bu heceleri rastgele çıkarmak yerine, belirli bir kişiyi veya nesneyi hedefleyerek “anne”, “baba”, “mama” gibi ilk anlamlı kelimelerini bilinçli olarak söylemeye başlarlar.
  • Bebeklerin kelime haznesinden daha hızlı gelişen anlama becerisi sayesinde, bu dönemde “gel, at, ver ve al” gibi basit ve net komutları anlamaları beklenir. Aynı zamanda kendi isimleri söylendiğinde tutarlı bir şekilde tepki verirler.
  • Bebekler isteklerini, ihtiyaçlarını ve ilgilerini ifade etmek için nesneleri işaret etmeye, el sallamaya veya yetişkinlerin hareketlerini taklit etmeye başlarlar.

Bebeklerin tek tek kelimeler üretmeye ve çevrelerindeki basit yönergeleri kavramaya başladığı bu dönem, yerini kelime haznesinin hızla genişleyeceği bir sonraki aşamaya bırakır.

12 – 18 Ay: Kelime Haznesinin Genişlemesi ve Taklit

Birinci yaşını dolduran bebekler için artık tek sözcük dönemi başlar ve iletişimde kelimelerin ağırlığı belirgin şekilde artar. Bu süreçte bebeklerin kelime dağarcığı genellikle 5 ile 20 sözcük arasına ulaşır ve duydukları sesleri, kelimeleri ve çevresindeki yetişkinlerin eylemlerini taklit etme konusunda son derece isteklidirler. Bebeklerin çevreleriyle daha aktif bağ kurduğu bu 6 aylık periyotta dikkat edilmesini önerdiğimiz noktalar şunlardır:

  • Bebekler bu dönemde öğrendikleri tek bir kelimeyle birden fazla durumu anlatmaya çalışabilirler. Örneğin, “anne” diyerek hem annesini çağırabilir, hem su isteyebilir hem de dikkat çekmek istediği bir nesneyi gösterebilir.
  • İsteklerini belirtmek için parmağıyla net bir şekilde işaret etme davranışı bu dönemin en güçlü iletişim araçlarından biridir. Resimli kitaplardaki basit görsellere işaret edebilir, sorulduğunda göz, burun, el gibi temel vücut bölümlerini gösterebilirler.
  • Bebekler “kaşık, ayakkabı, araba ve top” gibi her gün karşılaştıkları nesnelerin isimlerini tanır, bunları kendi dil yetenekleri elverdiğince telaffuz etmeye çalışırlar.
  • Alıcı dil becerilerinin gelişimiyle birlikte, günlük hayatta sıkça kullanılan “hayır, ver ve git” gibi basit ve net komutları kolaylıkla anlayıp uygulayabilirler.

Tek kelimelerin ve güçlü taklit yeteneğinin yoğunlaştığı bu evre, kelimelerin hızlıca çoğalacağı ve ilk cümle yapılarının görüleceği bir sonraki döneme zemin hazırlar.

18 – 24 Ay: İki Kelimelik Cümleler (Gitti baba, su ver vb.)

İkinci yaşa doğru ilerleyen bu dönem, çocukların dil gelişiminde “sözcük patlaması” olarak adlandırdığımız çok özel ve dinamik bir evredir. Kelime dağarcığının hızla genişlediği bu süreçte çocuklar tek kelimelik ifadelerden sıyrılarak düşüncelerini daha yapılandırılmış şekilde aktarmaya başlarlar.

24. aya yaklaştıkça aktif kelime sayısı 50-100 sözcük arasına ulaşır. Çocuğun dil becerilerinde adeta bir sıçrama yaşanan bu periyotta öne çıkan noktalar ve ebeveynlerin dikkat etmesi gereken alanlar şöyledir:

  • Çocuklar iki farklı sözcüğü anlamlı bir şekilde yan yana getirerek “anne git, su ver, baba gel ve gitti baba” gibi ilk iki kelimelik kombinasyonları kurmaya başlarlar.
  • Sadece nesne isimlerini söylemekle kalmazlar; “ver, al, git ve gel” gibi hareket ve istek bildiren fiilleri de konuşmalarına aktif olarak dahil ederler.
  • “Büyük-küçük, içinde-dışında” gibi temel zıtlık veya mekan bildiren kavramları anlamaya başlarlar. Kendi adlarını söyleyebilirler ve çevrelerindeki nesnelere yönelik basit sorular sorma eğilimindedirler.
  • Alıcı dildeki ilerleme sayesinde, ebeveynlerin günlük yaşamda verdiği basit talimatları ve yönlendirmeleri rahatlıkla anlayıp yerine getirebilirler.

İki kelimelik cümlelerin kurulmaya başlandığı ve kelime haznesinin hızla zenginleştiği bu dönemeç, yerini çocuğun kendini çok daha akıcı bir şekilde ifade edeceği okul öncesi dil evresine bırakır.

2 – 3 Yaş: Kendini İfade Etme ve Akıcı Konuşmaya Geçiş

İki yaş sınırını aşan çocukların dil becerileri, çevreleriyle tam anlamıyla karşılıklı diyaloglar kurabilecekleri akıcı bir yapıya kavuşmaya başlar. Bu dönem, kelime dağarcığının 200 ile 300 sözcük arasına ulaştığı ve çocuğun isteklerini, hislerini veya geçmiş deneyimlerini daha rahat paylaştığı bir zamandır.

Çocuğun bireyselleşmesine paralel ilerleyen bu konuşma periyodunda öne çıkan noktalar ve ebeveynlerin dikkat etmesi gereken alanlar şunlardır:

  • Çocuklar artık iki kelimelik yapıları aşarak “ben topu aldım” gibi üç sözcükten oluşan daha karmaşık ve anlamlı cümleler kurabilirler.
  • Çocuğun konuşmasının anlaşılırlık oranı bu dönemde %50 ile %75 civarına ulaşır. Bu durum, çocuğun söylediklerinin sadece aile bireyleri tarafından değil, dışarıdaki yabancılar tarafından da en azından yarı yarıya anlaşılması gerektiği anlamına gelir.
  • Çocuklar “ne, nerede ve kim” gibi basit soruları rahatlıkla anlar ve bunlara uygun yanıtlar verirler. Konuşmalarında çoğul eklerini ve zaman eklerini aktif olarak kullanmaya başlarlar.
  • Alıcı dil becerilerinin derinleşmesiyle birlikte “Ayakkabını al ve dolaba koy” gibi ikili ve ardışık yönergeleri sırasıyla anlayıp uygulayabilirler.

Çocuğun kendini özgürce ifade etmeye başladığı ve akıcı konuşmanın temellerinin atıldığı bu evre, bebeklikten çocukluğa geçişin en net dilsel göstergelerinden biridir.

Bebekler Ne Zaman Konuşur?

Bebeklerin dil yolculuğu doğdukları andaki ağlamalarıyla başlar ancak tıbbi literatürde gerçek anlamda konuşma olarak kabul edilen ilk bilinçli ve anlamlı kelimeler genellikle 12. ay civarında duyulur. Bu dönüm noktasından önce, özellikle 6. ay itibarıyla başlayan heceleme ve babıldama evreleri, bebeğin ses tellerini ve ağız kaslarını gerçek konuşmaya hazırlayan aşamlardır.

Genellikle 1 yaş civarında “anne ve baba” gibi ilk kelimelerle somutlaşan bu süreç, 18. aydan sonra yaşanan sözcük patlamasıyla hız kazanır ve 24. ayda iki kelimelik basit cümle kombinasyonlarının kurulmasıyla kalıcı bir iletişim modeline dönüşür.

Bebekler En Erken ve En Geç Ne Zaman Konuşur?

Bebeklerde konuşma gelişiminin zamanlaması bireysel faktörlere göre esneklik ve değişiklik gösterse de tıbbi literatürde kabul edilen belirli alt ve üst sınırlar mevcuttur. Yoğun çevresel uyaranlar ve güçlü genetik yatkınlık sayesinde bazı bebekler nöromotor becerilerini akranlarından çok daha hızlı tamamlayarak nadir de olsa 9. ay civarında ilk bilinçli ve anlamlı kelimelerini söyleyebilirler.

Tıbbi açıdan gelişimsel süreçteki en geç konuşma sınırı ise 18. aydır. Eğer bir bebek 18 aylık olmasına rağmen henüz tek bir anlamlı kelime üretmemişse veya 24 aylıkken “su ver” gibi iki kelimelik basit kombinasyonlar yapamıyorsa, bu durum normal bir gelişim süreci olarak görülmemeli ve vakit kaybetmeden bir uzmana danışılmalıdır.

Bebeklerde Konuşma Gecikmesi Nedenleri

Konuşma ve dil edinimi genetik, fizyolojik, nörolojik ve çevresel faktörlerin bir araya gelmesiyle şekillendiğinden dolayı bu süreçteki bir aksama, farklı risk unsurlarını bir arada barındırabilir. Ebeveynlerin ve uzmanların bu süreci doğru yönetebilmesi üzerinde durması gereken başlıca nedenler şunlardır:

  • Konuşma, duyulan seslerin taklit edilmesiyle öğrenildiği için işitme duyusundaki kalıcı ya da geçici kayıplar dil gelişimini doğrudan olumsuz etkiler. Özellikle sık tekrarlayan orta kulak iltihapları, bebeklerin sesleri tam duymasını engelleyen en yaygın geçici sebeplerdendir.
  • Dudak-damak yarıkları gibi anomaliler ile dil altı bağının kısa olması (dil bağı) seslerin doğru üretilmesini ve şekillendirilmesini zorlaştırabilir.
  • Otizm spektrum bozukluğu, serebral palsi, down sendromu veya zihinsel gelişim gerilikleri beynin dil ve konuşma merkezlerini etkileyerek gelişimsel süreci yavaşlatır.
  • Bebekle yetersiz iletişim kurulması ve uyaransız bırakılması dil gelişimini yavaşlatırken; televizyon, tablet veya telefon karşısında geçirilen uzun süreler tek yönlü bir iletişim yaratarak dilin etkileşimsel yönünün öğrenilmesini engeller.
  • Hamilelikte toksik madde veya radyasyon maruziyeti ile prematüre doğum, doğumda oksijen yoksunluğu (hipoksi) ve uzamış sarılık gibi komplikasyonlar nörogelişimsel takvimi olumsuz etkileyebilir.
  • Aile öyküsünde disleksi, otizm, konuşma apraksisi veya geç konuşma geçmişi olan çocukların dil gelişiminde gecikme yaşama olasılığı istatistiksel olarak daha yüksektir.

Konuşma gecikmesine zemin hazırlayan bu biyolojik ve çevresel faktörlerin doğru saptanması, çocukların dil becerilerini yeniden yapılandıracak ve geliştirecek terapi süreçlerinin yürütülmesine olanak tanır.

Bebeklerde Konuşma Gelişimi Nasıl Desteklenir?

Günlük rutinlerinize ekleyebileceğiniz birkaç basit aktivite ile bebeğinizin dil becerilerini ev ortamında destekleyebilirsiniz. Dil gelişiminin desteklenmesi adına önerdiğimiz aktiviteler şöyledir:

  • Yemek yerken, banyo yaparken veya oyun oynarken yaptığınız her eylemi basit, net ve doğru kelimelerle çocuğunuza sesli olarak anlatın. Bu yaklaşım onun kelime haznesini doğrudan genişletecektir.
  • Doğumdan itibaren düzenli olarak resimli kitaplar okuyun ve kitaptaki nesneleri işaret ederek adlandırın. Ritmik şarkılar ve tekerlemeler söylemek, çocuğunuzun alıcı ve ifade edici dil becerilerini eş zamanlı olarak geliştirir.
  • Çocuğunuzla konuşurken bebeksi telaffuzlardan kaçınmaya özen gösterin. Hata yaptığı kelimeleri doğrudan cezalandırmak ya da sürekli düzeltmek yerine doğrusunu kendi cümleniz içinde (örneğin; evet, araba gidiyor gibi) tekrar ederek ona dolaylı yoldan model olun.
  • Çocuğunuzun ihtiyaçlarını henüz o işaret etmeden veya ağlamadan tahmin edip hemen karşılamaktan kaçının. İsteklerini sözel olarak ya da seslerle ifade etmesini sabırla bekleyerek konuşma girişimlerini teşvik edin.
  • Özellikle 2 yaş altındaki çocukları televizyon, tablet ve telefon gibi tek yönlü ekran maruziyetinden tamamen uzak tutun. Canlı ve iki yönlü etkileşimler, dil gelişiminin en sağlıklı yaklaşımdır.

1 yaşındaki bir bebek kaç kelime söyler?

1 yaş, çocukların dil gelişiminde prelinguistik dönemden gerçek konuşma evresine geçişi ifade etmesi açısından çok önemlidir. Gelişimsel olarak 12 aylık bir bebeğin dağarcığında genellikle 1 ile 3 arasında anlamlı ve bilinçli kelime bulunması beklenir. Bu dönemde kelime sayısının az olmasından ziyade kritik olan unsur, bebeğin “anne, baba ya da mama” gibi kelimeleri rastgele ses tekrarları olarak değil, belirli bir kişiyi, nesneyi veya ihtiyacı doğrudan hedefleyerek bilinçli bir şekilde kullanıp kullanmadığıdır.

Bebeğim 18 aylık ama hiç konuşmuyor, ne yapmalıyım?

On sekizinci ay, çocukların dil ve konuşma gelişim basamaklarında ilk anlamlı kelimelerin istikrarlı bir şekilde üretilmesi gereken en kritik dönemlerden biridir. Eğer 18 aylık bebeğiniz henüz tek bir anlamlı kelime bile söylemiyor, isteklerini belirtmek için parmağıyla işaret etmiyor, ses taklitlerine ilgi göstermiyor ve basit komutları anlamıyor gibi görünüyorsa, süreç normal bir gelişimsel varyasyon olarak kabul edilmemelidir. Bu durumda vakit kaybetmeden bir çocuk doktoruna ya da uzman bir dil ve konuşma terapistine başvurarak kapsamlı bir değerlendirme talep etmeniz, olası bir gecikmenin erken dönemde saptanması ve müdahale açısından büyük önem taşır.

2 yaşındaki çocuğun konuşmaması normal mi?

İki yaş (24 ay) dönemi, çocukların dil gelişiminde en az 50 kelimeye sahip olması ve bu kelimeleri yan yana getirerek “su ver, anne git” gibi iki sözcüklü basit cümleler kurması gereken kritik bir dönemdir. Eğer 2 yaşındaki bir çocuk hiç kelime kullanmıyor, isteklerini sadece sizi çekiştirerek ya da işaretlerle anlatıyor, konuşması aile dışındaki yabancılar tarafından hiç anlaşılmıyor ve söyleneni anlamıyor gibi görünüyorsa bu durum normal değildir. Dil ve konuşma becerilerindeki bu düzeyde bir gerilik, mutlaka bir dil ve konuşma terapisti tarafından değerlendirilmeli ve altta yatan nedenlerin tespit edilemlidir.

İki dilli ailelerde bebekler geç mi konuşur?

İki veya daha fazla dilin aynı anda konuşulduğu ortamlarda büyüyen bebeklerde, her iki dile ait kelimelerin ve dilbilgisi yapılarının zihinde işlenmesi sırasında kısa süreli varyasyonlar veya duraksamalar görülebilir. Bu durum iki dilli çocukların bazen tek dilli akranlarına göre ilk kelimeleri ya da cümleleri birkaç ay daha geç üretmesine neden olsa da, bu durum klinik anlamda bir “konuşma gecikmesi” ya da kalıcı bir bozukluk değildir. Çocukların iki dildeki toplam kelime dağarcığı genellikle tek dilli yaşıtlarıyla benzer seviyededir ve uzun vadede her iki dili de akranlarıyla aynı başarıda ve akıcılıkta konuşmayı başarırlar.

Emzik kullanmak konuşmayı geciktirir mi?

Gün boyu devam eden, uzun süreli ve kontrolsüz emzik kullanımı çocuklarda dil ve konuşma gelişimini olumsuz yönde etkileyebilecek çevresel faktörlerden biridir. Emzik, bebeğin ağız, dil ve çene kaslarını sürekli olarak aynı ve pasif bir formda tutmasına neden olduğundan ötürü çocuğun gün içindeki doğal ses çıkarma, babıldama ve kelime üretme denemelerini fiziksel olarak sınırlandırır. Bu durum konuşma ihtiyacını ve girişimlerini azaltabileceği gibi ilerleyen dönemlerde bazı konuşma seslerinin doğru üretilmesini engelleyerek artikülasyon bozukluklarına da zemin hazırlar..

Televizyon bebeklerde dil gelişimini etkiler mi?

Evet, uzun süreli ve yoğun ekran (televizyon, tablet, telefon) maruziyeti bebeklerin dil gelişimini ciddi derecede olumsuz etkiler. Bebekler dili ve konuşmayı, çevrelerindeki yetişkinlerle girdikleri canlı, dinamik ve iki yönlü sosyal etkileşimler sayesinde öğrenirler. Ekran karşısında geçirilen zaman ise çocuğu tamamen pasif bir alıcı konumunda bırakarak dilin karşılıklı iletişimsel yönünü deneyimlemesini engeller, kelime haznesinin sınırlı kalmasına ve konuşma gecikmesine yol açar.

Konuşma gecikmesi zeka geriliği belirtisi midir?

Hayır, çocuklarda görülen her konuşma gecikmesi zeka geriliği ile ilişkili olmadığı gibi, erken konuşmak da üstün zekanın kesin bir kanıtı değildir.

İki yaşından önceki ses çıkarma ve konuşma çabalarının zekayla doğrudan bir bağlantısı olmadığı bilinmekle birlikte, konuşma geriliği işitme kayıpları, uyarım eksikliği ya da ağız yapısı anomalileri gibi tamamen fiziksel ve çevresel nedenlerden kaynaklanabilir.

Günün sonunda dil gelişimi bilişsel süreçlerle yakından ilişkili olduğundan, iki yaşından sonra devam eden belirgin gecikmelerin altında yatan nedenlerin netleşmesi için hem dil hem de genel zihinsel gelişimin uzmanlarca değerlendirilmesi gerekir.

Bebeğim sadece sesler çıkarıyor, bu normal mi?

Bebeğinizin yaşına bağlı olarak bu durum normal olabilir de, olmayabilir de. İlk 12 aylık süreçte bebeğin anlamlı kelimeler yerine “agu” gibi gığıldamalar yapması, “ba-ba”, “ma-ma” şeklinde tekrarlı heceler (babıldama) ve konuşma tonlamasına benzer anlamsız sesler çıkarması, kas ve ses tellerini geliştirdiği tamamen normal ve sağlıklı bir hazırlık evresidir.

Fakat bebek 12-18 ay sınırını geçmesine rağmen hala hiç anlamlı kelime üretmiyor, iletişim kurmak için sözcükler yerine yalnızca monoton sesler çıkarıyor ve işaret dilini kullanmıyorsa bu durum gelişimsel bir gecikmenin işareti olabilir ve uzman kontrolü gerekir.

Geç konuşan çocuklar sonradan akranlarını yakalayabilir mi?

Bu sorunun yanıtı, konuşma gecikmesinin altında yatan faktöre, terapi sürecine ne zaman başlandığında ve terapinin ev ortamında ne ölçüde desteklendiğine bağlı olarak değişir. İşitme kaybı, otizm ya da gelişimsel dil bozukluğu gibi tablolarda uzman müdahalesi olmadan dil gelişimi sağlanması mümkün değildir. Beyin plastisitesinin (esnekliğinin) en yüksek olduğu erken çocukluk döneminde sağlanan dil ve konuşma terapisi desteği, çocukların yaşıtlarıyla aralarındaki dil açığını kapatmalarını ve tam potansiyellerini ortaya çıkarmalarını sağlar.

Erkek çocuklar daha geç mi konuşur?

Toplumumuzda sıklıkla dile getirilen ve kabul gören “erkek çocuktur, geç konuşur” ifadesi bilimsel verilere göre kısmen doğru olsa da, büyük oranda yanlış yorumlanan bir inanıştır. Literatürde kız çocuklarının beyinlerindeki dil merkezlerinin biraz daha erken olgunlaşması dolayısıyla erkek çocuklarına göre ortalama 1-4 ay daha erken konuşmaya başlığı görülür fakat bu fark, yıllar sürecek bir dil geriliğini açıklamaz. Bu nedenle erkek çocuklardaki dil ve konuşma gecikmelerini yalnızca cinsiyete bağlayarak profesyonel bir yönlendirme ve desteği ertelemek, erken müdahale açısından ciddi bir risk taşır.

Uzman Dkt. Aleyna Tekin Çolak

Lisans eğitimi süresince birçok özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinde ve özel kliniklerde klinik gözlemlerini tamamlayan Uzm. Dkt. Aleyna Tekin, İstinye Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü Dil ve Konuşma Terapisi Anabilim Dalı Tezli Yüksek Lisans Programını tamamlamıştır.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Call Now Button